TARİHÇE
 
        Aydın, tarih ve medeniyetin izlerini taşıyan,dünyanın az rastlanır yerlerinden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerindeki değişik kültür birikimlerinin, açık bir müzesi durumundadır. İncirliova'nın tarihide Aydın tarihi ile bir bütünlük arz eder.
        İncirliova tarih boyunca çok el değiştirmiştir.Fakat bunlar arasında İncirliova'ya uzun yıllar egemen olan, Türkler olmuştur. M.Ö XIII. Yüzyılda, bölgeden Hitit egemenliği kalkınca, sırasıyla, Frigler, Lidyalılar, İonlar, Persler, Büyük İskender, Romalılar; Bizanslılar egemen olmuşlardır.Bu medeniyetlerle ilgili, geniş kapsamlı kazı ve araştırmalar yapılmamıştır.Karabağ, Erbeyli ve Ömerbeyli köylerinde adları bilinmeyen tarihi kalıntılara rastlanmaktadır.
        İncirliova; 1400'lü yıllarda Ahiler döneminde gelen bir grup insan tarafından, Sarayçukuru ( Kazmaçukuru) mevkiinde kuruldu. İncirliova'yı kuran bu insanlar Madanoğlu ailesinden gelmektedir.Buraya yerleşenler zamanla çevreye yayılmışlardır.Yerleşim yeri olarak seçilen bu yer, çok sulak bir yer olduğundan adına Karapınar denilmiştir.Hicri 1266-Miladi 1850 tarihinden 1867 tarihine kadar Aydın İline bağlı kasabalar Tire,Birgi,Ödemiş,Karapınar,Kuyucak bunlardan bazılarıdır.
        İncirliova'nın asıl gelişimi, Aydın-İzmir Demiryolu yapımı sırasında başlamıştır. Amerikan iç savaşı başlaması nedeniyle İngiliz Tekstil Sanayisinde ortaya çıkan pamuk darlığı için yeni üretim alanları aranmış ve Batı Anadolu'daki ovalarda pamuk üretilebileceği görülmüştür. 1853 yılında bir İngiliz iş adamının ( tarihi eser uzmanı olduğu söylenir) Aydın vilayet sınırları içinde yeni teknolojinin uygulandığı Çırçır ve yağ fabrikaları kurarak, işletmeye başladılar. Bu işletmelere olan iş gücü ihtiyacını gidermek için dışarıdan bu bölgelere göç arttı. Nüfusu hızla artan İncirliova 1867 yılında nahiye, 1898 yılında belediye olmuştur. İlk belediye başkanı Rum asıllı Anistas Efendi'dir O yıllarda gayri-müslimlerin sayısının artması neticesi şu anki belediye sinemasının olduğu yerde, Kilise binası yapılmış, mezarlık olarak kilisenin ön tarafı kullanılmıştır.
        İncir ve pamuk alanlarının artması, bataklıkların zamanla kurumasına yol açmış, şehir içindeki hamam ve değirmende kullanılmak için, yöre halkından olan Ürgüp' lü Hacı Mehmet Efendi'nin öncülüğünde İkizdere çayı mezrasından su getirmişlerdir. İçme suyunu da aynı yerden beton künklerle, yeraltından iki ayrı mahalleye taşımışlardır. Buralara birer çeşme yapılmıştır. İlk Çeşme aşağı mahallededir. Dibektaşı mevkiindeki ikinci çeşme 1894 tarihinde yapılmıştır. Bu çeşmenin kitabesinde "Hasenat ve Hayrat sahibi Muhammet Ali Oğlu Muhammet Ali Ruhuna Fatiha" yazısı ile Rumi 1310 ( 1894 Miladi ) tarihi yer almaktadır. Bu Çeşme 1976 yılında Belediye tarafından restore edilmiştir. 1913 Yılları sonlarına doğru; İncirliova'dan Nazmi Topçuoğlu, Umurlu'dan Kazım Nuri Çörüş, Erbeyli'den Ahmet Sarı ve arkadaşları bulundukları yöredeki yabancı Tüccarların, yerli üreticileri ezmelerini önlemek için kooperatif kurmuşlardır. Daha sonra Ege Bölgesi üreticilerini kooperatifçilik ilkeleri doğrultusunda örgütleyen bu ilk kuruluşlar, Milli Aydın Bankasının bir kolu olarak "Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Anonim Şirketi" ismiyle 21 Ağustos 1915 tarihinde A.Ş çatısı altında birleştirilmiş ve bu tarih bugün TARİŞ'in kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.
 
 
 
 
 
 
Kurtuluş Savaşında İncirliova
 
        I. Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri tarafından tarih sahnesinden bütünüyle silinmek istendi. Sevr Antlaşması ile bir araya gelen İtilaf Devletleri, Ege Bölgesini savaşa sonradan katılan Yunanistan'a verdiler. Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir' e çıktılar ve üç koldan Anadolu' ya yürüyen Yunanlıların Güney kanadının hedefi Aydın'dı. Bunun için önce 22 mayısta Selçuk'u 26 mayıs'ta Germencik ve İncirliova'yı 27 mayıs' ta da Aydın'ı işgal ettiler ve Nazilli' ye kadar ilerlediler. Menderes nehrinin kuzeyini Yunanlılar, güneyini de İtalyan'lar işgal etmişti. İncirliova'nın işgalinde Yunanlılar, İstiklal Mahallesinde karakol kurmuşlardı. İşgal sonrası yerli halk evlerinden dışarı çıkamaz olmuştu. İncirliova' da Rum nüfusunun fazla olmasından Yunanlılar büyük cesaret alarak kasabayı yağma etmiş, direnenlere büyük eziyetler vermiş, insanlar boğazlanmıştı. İncirliova halkı, erkeği, kadını, çoluğu çocuğuyla işgale boyun eğmemişti. İşgal süresince Yunanlılara sürekli karşı koymuşlardır. Bu direniş hareketi karşısında Yunanlılar, güçlerini göstermek, yerli halkı sindirmek için incir bahçelerine gidenlerin yollarını kesmiş ve onlara işkence yapmıştır.Yunanlıların zulmünden kaçanlar, menderes nehrinin karşısındaki köylere çekilmişlerdir.
 
 
 
 
Erbeyli Baskını
 
        Aydın ve Nazilliyi işgal eden Yunan Kuvvetleri, Anadolu'da başlayan işgale karşı hareketlerden çok tedirgindir. Muğla gönüllü müfreze kumandanı Bakırköylü Teğmen Kadri Bey, Yunan müfrezelerinin mevcutlarını, bunların nerede yatıp nerede kaldıklarını tespit etmiş, bunlar arasında baskına en elverişli yerin Erbeyli istasyonu olduğunu tespit etmiş, hazırlıklar başlamıştır. 20-21 Haziran 1919 gecesi, bir ağır makineli tüfek ve yetmiş kişilik kuvvetle, Erbeyli İstasyonu yakınındaki, Yunan askerlerinin bulunduğu hangarlara hücum ederek, düşmanla şiddetli bir çatışmaya girmiştir. Bir müddet sonra bizim müfrezenin arkasında da silahlar patlamaya başlıyor. Meğer oradaki işgal kuvvetlerinin bir kısmı Erbeyli köyünün içinde oturuyormuş silah sesi üzerine yetişip bizim güçleri arkadan iki ateş arasına alıyorlar. Makineli kullanan onbaşı vurulup şehit düşüyor. Erlerden birkaçı yaralanıyor. Ortalık aydınlanmadan çekilmenin daha hayırlı olacağını düşünen müfreze kumandanı, Makineli tüfek subayı ve erleri kuzeye dağ yönüne, diğerlerini de güneye ovaya gitmek suretiyle ikiye bölüyor. Müfreze kumandanı ile beraber ova istikametini tutanlar, Osmanbükü Gemisi ile Menderes Nehrini geçerek Çakmar çiftliğine ulaşıyorlar. Üç saat devam eden çatışma sonunda, bizim 7 şehit ve birkaç yaralımıza karşılık Yunanlıların ölü ve yaralı sayısı 70-80 kişi kadardır. Daha sonra Yunanlılar yaralı ve ölüleri trenle Aydın'a getirip Türk halkına göstermişlerdir. Aynı gün Erbeyli ve civarında ele geçirdikleri 72 Türk vatandaşı ile Germencik ve İncirliova'da silahsız vatandaşımızı öç almak için öldürmüşlerdir. İncirliova halkının, bu karşı koyma hareketleri işgal süresince devam etmiştir.
Erbeyli baskınında şehit düşenlerin hatırasına, 21.06.1919'da bir anıt yaptırılmıştır. Anıt üzerinde 'Arkadaş Anayurda saldıranlara ilk kurşun atan yiğitleri unutma, o yiğitler ki bu koşuğu okuyarak yurda canlarını armağan ettiler; Öz Türk olan yağınına baş eğmez Özgürlüksüz Türk'e ülke gerekmez' yazmaktadır.
        Erbeyli baskınının ardından İncirliova ve köylerindeki halk büyük korkuya kapılarak dağlara doğru çekilmek zorunda kalmışlardır. İsafakılar Köyünden Durmuş Ali, halktaki korkuyu görünce, Arzular köyünden adam toplamış daha sonra diğer köylerden gelenlerle, Köylerde milli mücadelenin İncirliova'daki ilk adımlarını atmıştır. Köşk'e gidip Demirci Efeden silah istemiş, Demirci Efe den aldığı 30 kadar silahla Danişmentli Hacı Ahmet'in klavuzluğu ile Aydın Topyatağı'nı basmak vazifesini almış, bu baskını kısmen başarmış, iki gün sonra da Köprüovası yakınlarında düşmana baskın vermiş, onların maneviyatını bozmuştur. Ballı Kaya çevresindeki baskınlardan elde ettiği ganimetleri (ilaçlar, silahlar, sardalyalar) dağ yolundan katırlarla Nazilliye aktarmış, bu çevrede 50 kadar kızanı şehit olmuştur.
Atatürk'ün önderliğinde başlayan İstiklal Savaşında Yunanlılar, İngilizlerin verdiği destekle kendilerine çok güveniyorlardı. Fakat 26 Ağustosta başlayan Büyük Taarruzla geri çekilmeye kaçmaya başlamış, kaçarken her tarafı yakıp yıkmışlardır. Muharebeyi kaybeden Yunanlılar İzmir'e doğru kaçmaya başladılar. Yolda rastladıkları bütün hayvanlara kurşun sıkarak öldürüyorlardı. İncirliova'da, yakılmak felaketinden kurtulamadı. Kaçanların bir kısmı atlı bir kısmı da trenle kaçıyor her durakta Rumlar ve Yunan askerleri yakıp yıkıyor, öldürüyor ve ırza tecavüz ediyordu. Bütün bu kabus dolu günler 7 Eylül 1922 günü Türk Ordusunun Aydın ve İncirliova'dan düşmanı temizlemesi ile son buluyor. Lozan Antlaşmasının ilanından sonra, Rumların boşalttığı yerlere Atatürk'ün emri ile Yunanistan sınırları içerisinde kalan Türkler (tüm mal ve gayrimenkullerini bırakmak mecburiyetinde kalarak) yerleştirildiler. Bu ilk mübadeleden (değiş-tokuş) sonra Girit ve diğer adalardan da İncirliova'ya yerleşenler oldu.
        1925 yılında Karapınar İdman Cemiyeti Kuruldu. Yine bu yıllarda Karapınar İncir Müstahsilleri Kooperatifi faaliyete geçti. İncirliova'da ilk banka 1927 yılında İtibar Bankası adı ile açıldı. 1929 yılında Belediye Başkanı Midillili Kadir Efendi zamanında meyve sebze hali yapıldı. 1930 yılında ilk elektrikle tanışıldı. Şu anda yapımı devam eden şehir hamamının olduğu yerde, elektrik gündüz 12 de veriliyor gece 23'te kapatılıyordu. Daha sonra 1950'de Şu anki Emniyet Müdürlüğü'nün karşısında Skoda Motorla çalışan elektrik makinesi geldi. Bozdoğan baraj elektriği, 1960'dan sonra Koçarlı ve Germencik'ten önce İncirliova'ya geldi.
        9 Ekim 1937'de Söke Ovasındaki manevraları izlemek için Atatürk trenle İncirliova'dan geçti. Demir yolu kenarındaki sıra sıra incir ağaçlarının güzelliğinden etkilenen Atatürk; 'Burası neresi' diye sordu? Karapınar adını duyunca İncirliova isminin daha çok yakışacağını söyledi. Bunun üzerine; Karapınar adının, geçen yıl isim değişikliği için belediye meclis kararı aldığını ve durumun Ankara'ya bildirildiği söylendi. Bakanlar kurulunun 1941-1942'de aldığı kararla Karapınar olan beldemizin ismi İNCİRLİOVA olarak değiştirildi. 1938 yılında İncir çeşitliliğini ve üretimini artırmak amacı ile Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. II.Dünya Savaşı yıllarında tüm yurtta görülen kıtlık ve sefaletten İncirliova'da nasibini almış. İncirliova'da ekmek ve gaz yağı (Giritlili Mustafa Efendi Fırınından) Karne ile verilmiştir. Yine bu yıllarda savaştan kaçan bazı Alman vatandaşlarının İncirliova Top Sahasında ve Aydın'da Türkler tarafından misafir edildiği söylenir.
 
 
 
 
Atatürk Anıtı
 
 
        İncirliova'nın Kurtuluş Savaşı'ndaki hatıralarının sembolü olan bu anıt, 3 Haziran 1985 tarihinde Belediye Encümeni'nin aldığı kararla yaptırılmıştır. 9 Mart 1988 tarihinde zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından açılmıştır. Bu anıtın en önemli özelliği, her şeyi Türk yapımı olan Türkiye'deki ilk büyük anıt olmasıdır. Anıtı Marmara Üniversitesinden Prof. Tankut Öktem yapmıştır.
 
 
 
 
 
İncirliova'nın İlçe oluşu
 
        İncirliova 4 temmuz 1987 tarih ve 3392 sayılı kanun ile ilçe statüsüne kavuşmuştur. İlçemizin ilk Kaymakamı Fevzi Güneştir.